ANADOLUNUN SESİ

Yazmak, hangi alemlerde gezdirir bizi!

‘Atatürk’ Kategorisi için Arşiv

MUSTAFA KEMAL ANKARA’DA

Yazan: anadolununsesi 25 Ocak , 2007

Takvim, 27 Aralık 1919 Cumartesi.
Hava açık, ılık. Birkaç gün önce serpeleyen kar tutmamış.
Halk, Çankaya bağlarının batısındaki Kırşehir yoluna açılan yokuş boyunca akın akın yollarda. Kulaklar minarelerde. O tarihi anı, salalarla bütün Ankara’ya müezzinler duyuracaktı.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Atatürk | » yorum bırak;

“Atatürk ve Eğitim” Konulu Seminer

Yazan: anadolununsesi 25 Ocak , 2007

Atatürk’ün doğumunun 125. yılı etkinlikleri çerçevesinde okulumuz Tarih öğretmeni Selma ÇIKIKÇI ve Edebiyat öğretmeni İlyas KUDAY rehberliğinde öğrencilerimizin hazırladığı seminer, Turgutlu Belediyesi Konferans Salonunda öğrencilerimize sunuldu. Öğrencilerimizden Ümit ÜNALDI :”Eğitim Kavramı”, Halil ÇOKÇALIŞKAN :”Atatürk ve Eğitim”, Gülşah GÜLER :”Atatürk’e Göre Milli Eğitim”, Sercan ŞİMŞEK :”Eğitim Milli Olmalıdır”, Burcu YILDIRIM :”Eğitim Bilimsel Olmalıdır”, Şeyma SEVERCAN :”Eğitimde Öğretmenin Önemi”, Yiğit TÜRK :”Atatürk’ün Öğretmenlere Hitabı” konularını öğretmenlerine ve arkadaşlarına başarıyla sunmuşlardır. Seminerin hazırlanmasında ve sunulmasında görev alan öğretmen ve öğrencilerimize tebrik ederiz. Ayrıca, teknik destek sağlayan Turgutlu Anadolu Teknik Lisesi öğretmeni Caner ÇIKIKÇI ile salon tahsisi için Turgutlu Belediyesine de teşekkürlerimizi sunarız.

Yazı kategorisi: Atatürk, TAL Faaliyet | » yorum bırak;

ATATÜRK 125 YAŞINDA

Yazan: anadolununsesi 15 Kasım , 2006

Yazı kategorisi: Atatürk | » yorum bırak;

ATATÜRK’ÜN VEFATININ 68.YILI HATIRASINA

Yazan: anadolununsesi 15 Kasım , 2006


Milli mücadelenin önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük devlet adamı ve kumandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ölümünün 68. yılında minnet ve şükranla anıyoruz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, düşünceleri, öngörüleri, devrimleri ve eylemleriyle tarihe damgasını vurmuş bir liderdir. Yurdumuzun kurtuluşu, Cumhuriyetimizin kuruluşu ve toplumumuzun çağdaşlaşmasındaki başarıları başka ülkelere örnek olmuştur. Mücadelelerinde gücünü Türk milletine olan güveninden ve inancından alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aynı inanç ve güveni Türk milletine de aşılamıştır. Yanmış ve yıkılmış bir imparatorluğun küllerinden çağdaş ve demokratik yepyeni bir devlet kuran, istiklâlimizin ve Cumhuriyetimizin mimarı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve minnetle anıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük ideali temellerini attığı Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmaktı. Yok oluşun eşiğinden dönerek büyük bir kararlılık gösteren milletimiz bu yolda çok mesafe kat etti.

Türk milleti o günden bugünlere gelene değin, aynı duygularla cumhuriyetine,vatanına, bayrağına, örf ve adetleri ile kültürüne sahip çıkmasını bilmiş, bundan sonra da bilecektir. Bununla gurur duyuyoruz.

Turgutlu Anadolu Lisesi olarak Büyük Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 68 yılında onun hatırası önünde saygıyla eğiliyor ve gazetemizin ilk sayısını O’na armağan ediyoruz.

Hayrettin USLU
Turgutlu Anadolu Lisesi Müdürü

Yazı kategorisi: Atatürk, Deneme | » yorum bırak;

GÜZEL SANATLAR, EDEBİYAT VE ATATÜRK

Yazan: anadolununsesi 15 Kasım , 2006

Sanatın en basit ve çok kullanılan tanımı ‘hoşa giden biçimler yaratmak gayreti’dir. Bu biçimler bizim güzellik duygumuzu okşar ve güzellik duygumuzu okşayan da duyularımız arsındaki biçim bağlantılarının birliği ve ahengidir. Güzellik duygusu hoşa giden bağlantılar duygusudur. Sanatı bazen, şöyle de tarif ederler: “İnsan aklının eşya üzerindeki pırıltısı” . Bu, yüzlerce tariften yalnızca bir tanesidir.

Sanatçı ise, hisseden ve hissettiklerini alanının malzemesiyle ifade eden kişidir. Bu size kolay gelebilir. Değildir aslında. Bir çok kişi hissettiğini düşünür, hissettiğine inanır ya da öyle bilir, ancak bu, düşünmek, inanmak ve bilmektir; hissetmek değil. Her insan düşünmeyi, inanmayı ya da bilmeyi öğrenebilir, ancak hiçbir insana hissetmek öğretilemez. Niçin mi? Çünkü hissettiğiniz an, hiç kimse değil, kendiniz olursunuz. Kendi olmak, biraz de sanatçı ruha sahip olmaktır. Sanatçı olmak; çalışma, duyma ve kendi olmayı gerektirir. Sanatın amacı duyu, algı ve heyecanlarımızı başkalarına ulaştırmaktır. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Atatürk, Deneme | 34 Yorum »

ATATÜRK’ÜN TURGUTLU’YU ZİYARETLERİ

Yazan: anadolununsesi 15 Kasım , 2006

1) 7 Eylül 1922 tarihli Perşembe günü,şimdi “Karpuz Kaldıran Parkı” olarak adlandırılan, Bodos adlı Rumun bahçesine kurulan çadırlı ordugahta geceleyerek komutanlarla birlikte,İzmir’in kurtarılması için gereken planları hazırladılar. 9 Eylül 1922 günü öğleye doğru Nif’e gittiler.
2) 29 Eylül 1922 günü, İzmir’den Ankara’ya geçişlerinde vagonlarından inmeden, beş dakika kadar istasyonda kalarak, kendilerini coşkuyla karşılayan halkı, pencereden selamlamışlar, en yakın bir tarihte gelerek kahvelerini içme vaadinde bulunmuşlardır.. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Araştırma, Atatürk | 4 Yorum »

NUTUK

Yazan: anadolununsesi 15 Kasım , 2006

Nutuk, Mustafa Kemal’in 15-20 ekim 1927 tarihleri arasında ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının salonunda milletvekillerine hitaben yaptığı, aralıklı olarak altı gün ve toplam otuz altı saat süren konuşmanın metnidir. Gazi bu uzun ve ayrıntılı konuşmasıyla,19 Mayıs 1919′da başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşımızın hangi koşullar içinde yapıldığını, Cumhuriyetimizin nasıl kurulduğunu anlatır ve sayısız belgeye dayandırdığı bu tarihi konuşmasının sonunda, elde edilen başarıyı Türk gençliğine emanet eder. Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Atatürk, Kitap Tanıtımı | 3 Yorum »

MUSTAFA KEMAL VE KINALI KUZULAR

Yazan: anadolununsesi 15 Kasım , 2006

Küçük Kemal, çok küçük yaşlarda kapılmıştı vatan aşkına. Vatanın kötü durumu, milletin her karış toprağındaki düşmanın ayak izleri ve her gün kapısının önünden geçerken bir gün kendisinin de içlerinde olacağını düşlediği üniformalı, kalpaklı, delikanlılardı onu bu aşka iten. Zehir gibi çalışkan kafası küçük yaşta kurtuluş planları ile uğraşırken, küçük kalbi vatan aşkı ile çarpıyordu. Gençliğinde de bu durum hiç değişmedi. Aksine bu ateş iyice büyümüştü. Milletin içinde bulunduğu durum bu denli vahimken o eli kolu bağlı duramazdı. Mutlaka bir şeyler yapmalıydı. Çünkü Türk milleti tarihi boyunca hiç esir kalmamıştı, kalmamalıydı. Bu yüzden çocukluğunun hayli, gurur kaynağı üniformasından vazgeçti. O artık bir asker değildi. Gün geçtikçe kötüye giden bu duruma İstanbul Hükümetinin tepkisi yeterli değildi. Kurtuluş için hiçbir ümit vermiyordu. Bu durumda yapılacak tek şey vardı; milleti harekete geçirmek… Çünkü bu durumdan milleti ancak milletin ancak milletin kendi hür iradesi ve bağımsız bir hayat isteği kurtarabilirdi Genci,yaşlısı, kadını, kızı ,dedesi, delikanlısı demeden cepheye koşan Türklerin başında MUSTAFA KEMAL olduğu sürece artık hiçbir güç onlara ?dur? diyemedi. Yolu yok, ne olursa olsun, ister canı, ister sırtındaki bebeğin canı, pahasına da olsa dönüşü yok. Vatan kirli ellerden arındırılmalıydı. Akacak kanın hiçbir önemi yoktu. Esas olan tek şey vardı geleceğe umutla bakabilmek… Yılmadı Kemal ve kınalı kuzuları, dayanın, dayanın az kaldı Son bir gayret daha sonuna kadar dayandılar. Kan içinde kalmış gömleği parçalanmış çarığına rağmen can dostu bellediği silahıyla son bir hamle daha yaptı. Türkün yiğitleri… Sonunda beklenen oldu. Toprağımızın başına aç kurtlar gibi üşüşen İngilize, Fransıza, Almana, İtalyana, Yunana ve onların nasırlaşmış kalplerine benzeyen buz gibi cephaneliye çarpışan düşmana rağmen süngüsüyle savaşın ortasında kalıp bir imdat bekleyen düşmanına bile el uzatacak kadar mert Türk askerinin erimiş çarığıyla Mustafa Kemal ve Kınalı Kuzuları savaşı kazandı.

NADİRE KUPTAN
373 9-D

Yazı kategorisi: Atatürk, Deneme | » yorum bırak;

MEDENİYET YOLCULUĞU

Yazan: anadolununsesi 13 Kasım , 2006

Yok oluşun sınırına gelmiş bir devlet… daima kaybedilen savaşlardan yıpranmış, güçsüz düşmüş bir ordu… bu kargaşanın ortasında kalmış, mağdur, yılgın, fakir kısaca maddi ve manevi çöküntüye uğramış bir halk… Ve tüm bu olumsuzlukların arasından bir devrim yaparcasına baş gösteren bir insan: dünümüzün kurtarıcısı bugünümüzün kurucusu, geleceğimizin dayanağı: ulusal mücadelemizin lideri Mustafa Kemal Atatürk, milli bilinci uyandırıp halkı ulusal mücadeleye teşvik eden, bağımsız Türk milletinin kurucusu yüce Türk! Uyanan milli bilincin ardından savaş naralarıyla başlayıp zafer çığlıklarıyla son bulan olağanüstü çabaların ürünü bir ulusal bağımsızlık savaşı… Beraberinde getirdiği karamsarlığın, tükenmiş umutların yerini alan yepyeni umutlar, geleceğe dönük aydınlık yüzler… Artık hedef siyasi,ekonomik , toplumsal alanlarda her yönden çökmüş eski Türk devletinin geri kalmışlığının izlerinden kurtulup yerine çağdaş, yenilikçi, rotası daima ileri dönük bir Türk devleti kurmak olmuştur. Bu doğrultuda, Atatürk’ün önderliğinde Türk milletinin beraberliğinde başlayan bu ulusal bağımsızlık hareketlenmeyi bağımsızlık zaferiyle yeşeren umutları büyük atılımlara dönüştürüp yeni bir çağdaşlaşma süreci başlatmışız. Öyle bir süreç ki bu vazgeçmek, yorulmak gibi sözcüklerin literatürden atıldığı, ulusa kalkınmanın sınırlarının zorlandığı bir çabalar bütünü. Ekonomik, siyasi, toplum, bilim, sanat, eğitim, teknoloji alanlarında birçok yapılanmayla bizim çağdaş uygarlık düzeyine her geçen gün biraz daha yaklaşarak gelişmekte olan ülkeler arasında yerimizi almamızı sağlayan yenilikçi anlayış. Bizi bu günlere getiren bu anlayış da bize kazandırılan olmuş. Bu anlayışı gelecek nesillere aktarmak ve Atatürk’ün de dediği gibi ‘medeniyet yolunda yürümek ve başarılı olmak hayatın şartıdır’ sözünü benimsetmek görevimiz; bu yolda Atatürk’ün temel ilke ve inkılapları rehberimiz; daima ilerisi yönümüz;çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkmak da hedefimiz olmalıdır.

ŞEYMA GELEN
11 SOS/A 178

Yazı kategorisi: Atatürk, Deneme | » yorum bırak;

ÜLKESİ VE ÜLKÜSÜ

Yazan: anadolununsesi 12 Kasım , 2006

Hepimizin büyük umutları vardır elbet! Geceleri çoğu defa uykusuz kaldık belki onu düşünürken belki de Mustafa Kemal gibi; karların üstünden seyrettik umudumuzu ve umutsuzluğumuzu gördük aynı anda.. . Beklide o büyük dileğimizin gerçekleşmeyeceği umuduna kapılarak, her şeyin boşuna olduğunu düşünerek, atmaya kalktık kendimizi büyük uçurumlardan.Ama yapmadık yapamadık , tekrar umut ettik olacak diye…Dileklerimiz, büyük ülkülerimiz, biz farkında olmasak da yaşama kaynağımız aslında…Tıpkı Mustafa Kemal gibi! Onun yaşam kaynağı, yurdunu çağdaş medeniyetler seviyesinde görmekti. Ömrünün yetmeyeceğini bilse de bu ırkın başaracağına olan büyük inancı , ona yaşama sevinci veriyordu…

Mustafa Kemal’ede yaşama sevinci veren tek şey ülkesine olan inancıydı,tek ülküsü buydu Ata’nın.Sırf bu yüzden sadece bir kez evlendi,çok çalışması, geceler boyu toplantılar yapması evliliğini de bitirdi.Hiç çocuğu olmadı çünkü cumhuriyet rejimi henüz oturmamıştı ve bir çocuğu olursa saltanat gibi Ata’nın çocuğu geçecekti beklide başa…Dünyada elde edilebilecek bütün somut mutluluklara hayır dedi; hepsini elinin tersiyle itti.Çünkü ülküsüne ulaşması için bu mutluluklar zaman zaman engel olabilirdi…Onun tek istediği, tek mutluluğu hatta yaşamı bile ülküsüydü …

Ülkesini en üst düzeyde çağdaş bir ülke olarak görmekti…Bu ülkü için gün geldi karların üstünde yattı, gün geldi şarapnel parçalarına siper oldu, bazı günler dünya büyükleri önünde masalara yumruğunu vurdu.. .Hepsi tek ülkü içindi,.hepsi tek ülke içindi… Bu ülküsüne olan inancını da ülkesine olan inancını da yitirmedi.Ölmüş olsa da bir yerlerde hala ülküsü için dua ediyor kayan yıldızlardan bunu diliyordun…

Eminim! Hem ülküsü hem ülkesi için…

FATMA KORKMAZ
10TMA

Yazı kategorisi: Atatürk | » yorum bırak;