15 Nov 2006 için Arşiv
ATATÜRK’ÜN VEFATININ 68.YILI HATIRASINA
Yazan: anadolununsesi 15 Kasım , 2006

Milli mücadelenin önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük devlet adamı ve kumandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ölümünün 68. yılında minnet ve şükranla anıyoruz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, düşünceleri, öngörüleri, devrimleri ve eylemleriyle tarihe damgasını vurmuş bir liderdir. Yurdumuzun kurtuluşu, Cumhuriyetimizin kuruluşu ve toplumumuzun çağdaşlaşmasındaki başarıları başka ülkelere örnek olmuştur. Mücadelelerinde gücünü Türk milletine olan güveninden ve inancından alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aynı inanç ve güveni Türk milletine de aşılamıştır. Yanmış ve yıkılmış bir imparatorluğun küllerinden çağdaş ve demokratik yepyeni bir devlet kuran, istiklâlimizin ve Cumhuriyetimizin mimarı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve minnetle anıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük ideali temellerini attığı Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmaktı. Yok oluşun eşiğinden dönerek büyük bir kararlılık gösteren milletimiz bu yolda çok mesafe kat etti.
Türk milleti o günden bugünlere gelene değin, aynı duygularla cumhuriyetine,vatanına, bayrağına, örf ve adetleri ile kültürüne sahip çıkmasını bilmiş, bundan sonra da bilecektir. Bununla gurur duyuyoruz.
Turgutlu Anadolu Lisesi olarak Büyük Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 68 yılında onun hatırası önünde saygıyla eğiliyor ve gazetemizin ilk sayısını O’na armağan ediyoruz.
Hayrettin USLU
Turgutlu Anadolu Lisesi Müdürü
Yazı kategorisi: Atatürk, Deneme | » yorum bırak;
GÜZEL SANATLAR, EDEBİYAT VE ATATÜRK
Yazan: anadolununsesi 15 Kasım , 2006
Sanatın en basit ve çok kullanılan tanımı ‘hoşa giden biçimler yaratmak gayreti’dir. Bu biçimler bizim güzellik duygumuzu okşar ve güzellik duygumuzu okşayan da duyularımız arsındaki biçim bağlantılarının birliği ve ahengidir. Güzellik duygusu hoşa giden bağlantılar duygusudur. Sanatı bazen, şöyle de tarif ederler: “İnsan aklının eşya üzerindeki pırıltısı” . Bu, yüzlerce tariften yalnızca bir tanesidir.
Sanatçı ise, hisseden ve hissettiklerini alanının malzemesiyle ifade eden kişidir. Bu size kolay gelebilir. Değildir aslında. Bir çok kişi hissettiğini düşünür, hissettiğine inanır ya da öyle bilir, ancak bu, düşünmek, inanmak ve bilmektir; hissetmek değil. Her insan düşünmeyi, inanmayı ya da bilmeyi öğrenebilir, ancak hiçbir insana hissetmek öğretilemez. Niçin mi? Çünkü hissettiğiniz an, hiç kimse değil, kendiniz olursunuz. Kendi olmak, biraz de sanatçı ruha sahip olmaktır. Sanatçı olmak; çalışma, duyma ve kendi olmayı gerektirir. Sanatın amacı duyu, algı ve heyecanlarımızı başkalarına ulaştırmaktır. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Atatürk, Deneme | 34 Yorum »
ATATÜRK’ÜN TURGUTLU’YU ZİYARETLERİ
Yazan: anadolununsesi 15 Kasım , 2006
1) 7 Eylül 1922 tarihli Perşembe günü,şimdi “Karpuz Kaldıran Parkı” olarak adlandırılan, Bodos adlı Rumun bahçesine kurulan çadırlı ordugahta geceleyerek komutanlarla birlikte,İzmir’in kurtarılması için gereken planları hazırladılar. 9 Eylül 1922 günü öğleye doğru Nif’e gittiler.
2) 29 Eylül 1922 günü, İzmir’den Ankara’ya geçişlerinde vagonlarından inmeden, beş dakika kadar istasyonda kalarak, kendilerini coşkuyla karşılayan halkı, pencereden selamlamışlar, en yakın bir tarihte gelerek kahvelerini içme vaadinde bulunmuşlardır.. Yazının devamını oku »
NUTUK
Yazan: anadolununsesi 15 Kasım , 2006
Nutuk, Mustafa Kemal’in 15-20 ekim 1927 tarihleri arasında ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının salonunda milletvekillerine hitaben yaptığı, aralıklı olarak altı gün ve toplam otuz altı saat süren konuşmanın metnidir. Gazi bu uzun ve ayrıntılı konuşmasıyla,19 Mayıs 1919′da başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşımızın hangi koşullar içinde yapıldığını, Cumhuriyetimizin nasıl kurulduğunu anlatır ve sayısız belgeye dayandırdığı bu tarihi konuşmasının sonunda, elde edilen başarıyı Türk gençliğine emanet eder. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Atatürk, Kitap Tanıtımı | 3 Yorum »
MUSTAFA KEMAL VE KINALI KUZULAR
Yazan: anadolununsesi 15 Kasım , 2006
Küçük Kemal, çok küçük yaşlarda kapılmıştı vatan aşkına. Vatanın kötü durumu, milletin her karış toprağındaki düşmanın ayak izleri ve her gün kapısının önünden geçerken bir gün kendisinin de içlerinde olacağını düşlediği üniformalı, kalpaklı, delikanlılardı onu bu aşka iten. Zehir gibi çalışkan kafası küçük yaşta kurtuluş planları ile uğraşırken, küçük kalbi vatan aşkı ile çarpıyordu. Gençliğinde de bu durum hiç değişmedi. Aksine bu ateş iyice büyümüştü. Milletin içinde bulunduğu durum bu denli vahimken o eli kolu bağlı duramazdı. Mutlaka bir şeyler yapmalıydı. Çünkü Türk milleti tarihi boyunca hiç esir kalmamıştı, kalmamalıydı. Bu yüzden çocukluğunun hayli, gurur kaynağı üniformasından vazgeçti. O artık bir asker değildi. Gün geçtikçe kötüye giden bu duruma İstanbul Hükümetinin tepkisi yeterli değildi. Kurtuluş için hiçbir ümit vermiyordu. Bu durumda yapılacak tek şey vardı; milleti harekete geçirmek… Çünkü bu durumdan milleti ancak milletin ancak milletin kendi hür iradesi ve bağımsız bir hayat isteği kurtarabilirdi Genci,yaşlısı, kadını, kızı ,dedesi, delikanlısı demeden cepheye koşan Türklerin başında MUSTAFA KEMAL olduğu sürece artık hiçbir güç onlara ?dur? diyemedi. Yolu yok, ne olursa olsun, ister canı, ister sırtındaki bebeğin canı, pahasına da olsa dönüşü yok. Vatan kirli ellerden arındırılmalıydı. Akacak kanın hiçbir önemi yoktu. Esas olan tek şey vardı geleceğe umutla bakabilmek… Yılmadı Kemal ve kınalı kuzuları, dayanın, dayanın az kaldı Son bir gayret daha sonuna kadar dayandılar. Kan içinde kalmış gömleği parçalanmış çarığına rağmen can dostu bellediği silahıyla son bir hamle daha yaptı. Türkün yiğitleri… Sonunda beklenen oldu. Toprağımızın başına aç kurtlar gibi üşüşen İngilize, Fransıza, Almana, İtalyana, Yunana ve onların nasırlaşmış kalplerine benzeyen buz gibi cephaneliye çarpışan düşmana rağmen süngüsüyle savaşın ortasında kalıp bir imdat bekleyen düşmanına bile el uzatacak kadar mert Türk askerinin erimiş çarığıyla Mustafa Kemal ve Kınalı Kuzuları savaşı kazandı.
NADİRE KUPTAN
373 9-D
Yazı kategorisi: Atatürk, Deneme | » yorum bırak;

