ANADOLUNUN SESİ

Yazmak, hangi alemlerde gezdirir bizi!

12 Nov 2006 için Arşiv

ATATÜRK’ÜN TÜRKÇE HAKKINDA DEDİKLERİ

Yazan: anadolununsesi 12 Kasım , 2006


Dil, bağımsızlık ruhunun, kimlik ve milli benlik bilincinin, onur ve özgüven duygusunun temelini oluşturur. “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Atatürk, halkımızın kimlik, kişilik, onur ve özgüveni üzerinde bir çok sözüyle bilhassa durdu.

Atatürk’e göre bir ülke ancak her şeyiyle bağımsız olabilirdi. Her şeyiyle bağımsızlıktan kasıt siyaset, hukuk, teknik, bilim, eğitim, sanat, tıp, kültür ve edebiyat gibi hayatın bütün yüzüdür. Bunun başında da dil gelir, Türkçe gelir. Atatürk “Türk Kimliğini” Türkçe ile tanımlamıştır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki temel dâvânın; Türkçe’yi, Türk kültürü ve kimliğini yabancı boyunduruklardan korumak olduğunu defalarca dile getirmiştir. Atatürk’ün bu konudaki sözlerinden de anlıyoruz ki Türk eğitiminin, eğitimciliğinin dili, sadece ve sadece Türkçe olmalıdır.

Atatürk bu konuda neler diyor:

“Türk demek Türkçe demektir; ne mutlu Türküm diyene.” (Çok ünlü sözün birinci kısmı da budur!). Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Deneme | 16 Yorum »

ÜLKESİ VE ÜLKÜSÜ

Yazan: anadolununsesi 12 Kasım , 2006

Hepimizin büyük umutları vardır elbet! Geceleri çoğu defa uykusuz kaldık belki onu düşünürken belki de Mustafa Kemal gibi; karların üstünden seyrettik umudumuzu ve umutsuzluğumuzu gördük aynı anda.. . Beklide o büyük dileğimizin gerçekleşmeyeceği umuduna kapılarak, her şeyin boşuna olduğunu düşünerek, atmaya kalktık kendimizi büyük uçurumlardan.Ama yapmadık yapamadık , tekrar umut ettik olacak diye…Dileklerimiz, büyük ülkülerimiz, biz farkında olmasak da yaşama kaynağımız aslında…Tıpkı Mustafa Kemal gibi! Onun yaşam kaynağı, yurdunu çağdaş medeniyetler seviyesinde görmekti. Ömrünün yetmeyeceğini bilse de bu ırkın başaracağına olan büyük inancı , ona yaşama sevinci veriyordu…

Mustafa Kemal’ede yaşama sevinci veren tek şey ülkesine olan inancıydı,tek ülküsü buydu Ata’nın.Sırf bu yüzden sadece bir kez evlendi,çok çalışması, geceler boyu toplantılar yapması evliliğini de bitirdi.Hiç çocuğu olmadı çünkü cumhuriyet rejimi henüz oturmamıştı ve bir çocuğu olursa saltanat gibi Ata’nın çocuğu geçecekti beklide başa…Dünyada elde edilebilecek bütün somut mutluluklara hayır dedi; hepsini elinin tersiyle itti.Çünkü ülküsüne ulaşması için bu mutluluklar zaman zaman engel olabilirdi…Onun tek istediği, tek mutluluğu hatta yaşamı bile ülküsüydü …

Ülkesini en üst düzeyde çağdaş bir ülke olarak görmekti…Bu ülkü için gün geldi karların üstünde yattı, gün geldi şarapnel parçalarına siper oldu, bazı günler dünya büyükleri önünde masalara yumruğunu vurdu.. .Hepsi tek ülkü içindi,.hepsi tek ülke içindi… Bu ülküsüne olan inancını da ülkesine olan inancını da yitirmedi.Ölmüş olsa da bir yerlerde hala ülküsü için dua ediyor kayan yıldızlardan bunu diliyordun…

Eminim! Hem ülküsü hem ülkesi için…

FATMA KORKMAZ
10TMA

Yazı kategorisi: Atatürk | » yorum bırak;

HAKİKAT NEREDE?

Yazan: anadolununsesi 12 Kasım , 2006


Gafil, hangi üç asır, hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarihler söylememiş bunu
Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,
Dinleyin sesini doğan tarihin,
Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.
Asya’nın ortasında Oğuz oğulları,
Avrupa’nın Alplerinde Oğuz torunları
Doğudan çıkan biz
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz
Türk sadece bir milletin adı değil,
Türk bütün adamların birliğidir.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar,
Ey yığın yığın insan gafletleri
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,
Hakikat nerede?

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Yazı kategorisi: Atatürk, Şiir | » yorum bırak;

BİR ALTIN HİKAYESİ

Yazan: anadolununsesi 12 Kasım , 2006

Mustafa Kemal, Yıldırım Ordusu’nda Ordu Kumandanlığını kabul edip İstanbul’dan Halep’e hareket edeceği günden önceki gece bir Alman Subayı odasına girer ve ufacık sandıklar getirir.
Mustafa Kemal:
-Bunlar nedir? der.
Alman Subayı:
-İstanbul’dan ayrılıyorsunuz, mareşal Falkenhayn tarafından bir miktar altın gönderilmiştir, der. Fakat Mustafa Kemal bunları kendisi için çok büyük külfet olduğunu söyler ve bu altınların ordu için kullanılmasının daha gerekli olduğunu belirtir. Ve Mustafa Kemal’in bilet parası olmadığı, atlarına bir müşteri aradığı da bir gerçektir. Görev yerine gittiğinde bir baskın vardır. Fakat bu görevde Mustafa Kemal ve arkadaşı kurmay yüzbaşı Müfit istenmez. İstenmemelerine karşın iki arkadaş bu harekata katılırlar.
Havran’da Osmanlı vatandaşları olan Havranlılar yağmaya uğrarlar. Paraları soyulur ve ele geçen altınlarda arada taksim edilir. Mustafa Kemal’den çekinirler fakat arkadaşına altın verme teklifinde bulunurlar. Mustafa Kemal ise arkadaşına tek bir şey söylemiştir:
-Müfit, bugünün adamı mı olmak istersin yarının adamı mı? Müfit altınları reddeder.
Herhalde Mustafa Kemal de Alman Subayı’nın getirdiği altınları reddederken kendi kendine;
-Kemal, bugünün adamı mı olmak istersin yarının adamı mı? diye sormuştur.

Ezgi Yavaşoğlu
9-D 590
9-D 590

Yazı kategorisi: Atatürk, Hatıra | » yorum bırak;

MUSTAFA KEMAL’İN GÖK YAZILARI

Yazan: anadolununsesi 12 Kasım , 2006

Ben Mustafa Kemal, elimde tebeşir, Kocaman,
Mavicek bebelerin, ak kızların,
Taş ninelerin, çatal dedelerin gözleri, kocaman,
Bir 1O Kasım gecesi Yazıyorum ateşten çağrımı karşınıza:
-Ey Türk gençliği…
Ben Mustafa Kemal, doyamadım haykırmaya,
Şimdi destan ellerimle yazıyorum,
Yeşiline suyun,
Kuşun,
Yelin,
Yaprağın: “Ne Mutlu Türküm Diyene.”
Ben Mustafa Kemal, önümde kırk bin köy,
Kırk bin ovaya karşı bir tek dağ gibiyim
Bayraklarım değerken evren bayraklarına şimdi,
Elimde tebeşir
Yazıyorum kara gecenin üstüne
Yazıyorum armağanımı: “Övün, Çalış, Güven.”

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

Yazı kategorisi: Atatürk, Şiir | 2 Yorum »

ATATÜRK VE TÜRK GENÇLİĞİ

Yazan: anadolununsesi 12 Kasım , 2006

Yüce Atatürk, İstiklal Savaşı’nın kazanılmasından ve Türkiye Cumhuriyeti, Hükümeti’nin kurulmasından sonra ilk söylevinde; “Gençler! Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yüceltecek olan sizlersiniz!” diyerek, bir ulusun varanı yoğunu seferber ederek kazanılan bir ülkenin yönetim şekli olarak seçilen Cumhuriyet’i, Cumhuriyet gibi kutsal bir değeri gençlere emanet ederek, onlara olan güvenini en iyi şekilde göstermektedir. Yüce Atatürk her konuda gençliğe önem verdiğini her fırsatta dile getirmiştir.

Onların, Muasır Medeniyetlerden daha ileriye gidebilmeleri için yurdun her yerinde okuma yazma seferberliğini ilan etmiştir. Hatta diğer ülkelerden eğitimciler dahi getirterek eğitime verdiği önemi göstermiştir. Bunu, ” Eğitime yapılan yatırım en iyi yatırımdır” sözüyle de ifade etmiştir.

Dünyada ilk defa gençlere ve çocuklara, onların adıyla bir bayram armağan etmiştir. Bu, çok büyük bir onurdur çocuklar ve gençler adına. Atatürk; yurt savunmasında da gençlere güvenini yineleyerek, Hava Kuvvetlerini özendirmek için “Gençler! İstiklal Göklerdedir.” veciz sözünü söylemiştir.

Türk Gençliği de Yüce Atasının kendine verdiği önemin bilinciyle, Atasının yolunda, onun çizgisinde, ona layık bir genç olmanın haklı gururuyla milletini yüceltip daima yaşatmak için varlığını Türk varlığına armağan etmiştir.

Tuğçe ÇETİNER
9/B 137
9/B 137

Yazı kategorisi: Atatürk, Deneme | » yorum bırak;

ATATÜRK DİYOR Kİ

Yazan: anadolununsesi 12 Kasım , 2006

Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her mahlûk için tabii bir halettir, fakat insanda yorgunluğu yenebilecek mânevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür. Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlâtları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz.

***

Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorunludur.

Yazı kategorisi: Atatürk, Özdeyiş | » yorum bırak;

ATATÜRK’Ü ANLAMAK

Yazan: anadolununsesi 12 Kasım , 2006

Atatürk deyince, aklımıza büyük devlet adamı, iyi bir asker, ileri görüşlü, saygın bir kişilik gelir. Bunlar Atatürk’ün özelliklerinden sadece bir kaçı ve onu anlatmaya yeterli değildir. Çünkü onu anlatmak için onu anlamak gerekir.

Atatürk, kurtuluş, kuruluş, gelecektir.

Genç bir askerken tüm cephelerde savaştı. İmparatorluğun küllerinden cumhuriyetin Türkiye’sini çıkarmak için; yurdunu, ulusunu kurtarmak için canla başla çabaladı, çalıştı, savaş verdi. Ordu komutanı olarak askerlerini doğru yönlendirdi. Çanakkale’den Anafartalar kahramanı olarak yükseldi. Yurdumuz düşmanlar tarafından paylaşılırken o arkadaşlarıyla kurtuluş yollarını düşündü. Samsun’da “Ya istiklal Ya ölüm!” derken zafer için ne kadar kararlı olduğunu gösteriyordu. Bu kararlılık ki tek vücut olan milletimizin direniş kararlılığı, düşmana karşı kurtuluşu müjdeliyordu. Şair gibi;

“Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!”

diyordu sanki. Bu inanç, kurtuluşu getirdi. Kurtuluşun ardından Anadolu’dan gelen temsilcilerle bozkırın ortasını Ankara’yı başkent ilan ederek Türkiye Cumhuriyetini kurdular. Cumhuriyetin kuruluş esası egemenliğin kayıtsız şartsız halkta olmasıydı. Bu, cumhuriyetin temelinin millet idaresi olduğunu açıklayan en güzel, en anlamlı cümledir. Ama bu söz yetmiyordu. Daha çok şey yapmak gerekiyordu. Çünkü Mustafa Kemal, yurdunun ve ulusunun geleceğini de düşünüyordu. Bunun için bir çok yenilik yapması gerektiğinin farkındaydı. Yaptığı yenilikleri önce kendi denedi, sergiledi. Yazı yazdı, şapka giydi, medeni nikah kıydı. Bunlarla pek çok ülkeye örnek oldu. O’nun amacı hem kendi ulusuna, hem de diğer uluslara yol gösterici olmaktı. Bunu şu sözleriyle dile getiriyordu:

“Atinin medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacağız.”

Türk milletinin, bilim ve aklın önderliğinde çağdaş bir yaşam sürmesini istemiş ve hep bunun için çalışmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, Kurtuluş Savaşı’nı, yaptıklarını ve yapmak istediklerini yazmıştır. Öldükten sonra bu eserinin bir rehber olmasını istiyordu.

Nutuk, şimdiden Türk edebiyatının ölümsüz eserleri arasındaki yerini çoktan almıştır. Yaptıklarıyla yolumuzu aydınlatmış ve aydınlatmaya devam etmektedir.

Bu gerçekleri iyi bilmeli, Atatürk’ü çok iyi anlamalı, iyice öğrenmeli, en önemlisi ise her defasında Atatürk’ü yeniden keşfetmeliyiz. Çünkü, “Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.”

Duygu USTA
(9/B – 200)

Yazı kategorisi: Atatürk, Deneme | 1 Yorum »

MAVİ GÖZLÜ KIVILCIM

Yazan: anadolununsesi 12 Kasım , 2006


Yıllardan 1881, mevsimlerden ilkbahar,Selanik’e bir kıvılcım düştü ansızın İlk nefesini aldı ve var gücüyle haykırdı küçücük bedeninden kendini.Şimdilik bu sesi sadece annesi, babası ve birkaç akrabası duyuyordu ama bilmiyorlardı ki bu sesi zaman gelecek bütün dünya duyacaktı. Güzel bir bebekti Mustafa,sarı saçları güneş gibi parlıyordu, sanki, “Milletimi ben aydınlatacağım”.diyordu. Aynı kendi gibi bahtı da güzel olsaydı keşke. Varlık içinde büyümedi o. Genç yaşta babasını kaybetti.Dayısının yanında kalıp çiftliğe gelen kargaları kovaladı.Zeki bir çocuktu Mustafa,kimseye haber vermeden askerlik sınavlarına katıldı ve kazandı. Yine haykırıyordu Mustafa bu sefer her şeyin varlıktan gelmediğini haykırıyordu etrafa.

Eğitimden sonra orduya katıldı.Yükseldi, yükseldi yükseldikçe parladı parladıkça aydınlattı milletini.Türk Milleti’ne en büyük kazanımdı o. İlkeleri vardı,hedefleri vardı .Kafasına koymuştu bir şekilde başaracaktı.İnsanlara hep sevgi ve saygıyla yaklaştı.En çok da çocukları sevdi.îleri görüşlüydü,kendisinden sonra geleceklere önem veriyordu ve çevresinden de bunu bekliyordu. Bîr çok savaş oldu, anlaşmalar yapıldı.

En büyük hedef;”Türk Milleti’ni çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmaktı.” İyi bir önderdi vatanım,milletim diyordu ,yemiyor, içmiyor çalışıyordu.Hatta yoğunluktan kendi nişan törenine bile katılamamış, telgraf çekmek zorunda kalmıştı.Bir süre sonra hastalıklar yakasını bırakmadı.Aldı da aldı, götürdü de götürdü onu bizden.Her şeye önem verdi ama unuttu kendisini.Bilmiyordu ki kendisini unutması milletini unutması demekti. Yıllardan 1938, mevsimlerden sonbahar.Türk ulusuna bir sessizlik çöktü.Herkes onu dinliyordu.Haykırıyordu Mustafa;”Bir Mustafa Kemal öldü, bin Mustafa Kemal gelecek” diye haykırıyordu.

Türk Ulusu’nun en büyük kaybıydı o.

Kübra Nur Dursun
9/A 199

Yazı kategorisi: Atatürk, Deneme | » yorum bırak;

TAL Okul Gazetesi

Yazan: anadolununsesi 12 Kasım , 2006

Bu yıl okul gazetesi çıkartma kararı aldık. Her ay “tema”lı bir sayı çıkaracağız. İlk sayının teması Atatürk Haftası dolayısıyla “Atatürk 125 Yaşında” başlığıyla çıkacak… TAL öğretmenleri ve öğrencilerinin yazdıklarına, araştırmalarına yer verilecek.

TALŞAYAK

Yazı kategorisi: İlk Yazı | 2 Yorum »